İklim krizi ve su kaynaklarının giderek azalması, Türkiye’de tarımsal üretimi ciddi biçimde etkiliyor. Özellikle Büyük Menderes Havzası’nda yaşanan kuraklık, kuru tarımı yeniden gündeme taşıdı. Aydın Valiliği, 2025 sulama sezonu için önemli bir karar aldı: Tarım arazilerinin yarısında artık su verilmeyecek, bu alanlarda kuru tarım yapılacak.
Büyük Menderes’te Barajlar Kritik Seviyede
Aydın’daki Adıgüzel, Cindere, Kemer, Çine Adnan Menderes ve Gökbel barajlarında su seviyesinin kritik düzeye ulaşması üzerine, valilik yüzde 50 oranında kuru tarım uygulaması başlattı. Bu karar, Devlet Su İşleri (DSİ) 21. Bölge Müdürlüğü tarafından beş yıldır sürdürülen havza bazlı su yönetimi planlarının bir sonucu olarak alındı.
Çiftçi İstemiyor, Ancak Mecbur Kalıyor
Kuru tarım, normalde sulama gerektirmeyen araziler için uygulanan bir yöntem olsa da, bu yıl sulu tarım yapılan alanlara su verilemeyecek. Bu da çiftçileri zor bir sürece sokuyor. Sulu tarımda elde edilen verim ve gelir seviyesi kuru tarıma göre oldukça yüksek olduğundan, çiftçiler bu dönüşüme sıcak bakmıyor. Ancak iklim koşulları ve su sıkıntısı, bu değişimi zorunlu kılıyor.
Kuru Tarımda 100 Yıllık Tecrübe
Türkiye, geçmişte kuru tarım konusunda büyük başarılara imza atmış bir ülke. Eskişehir’de 1929 yılında kurulan Dryfarming Deneme İstasyonu, Atatürk’ün Amerika’ya gönderdiği ilk ziraat mühendisi Ali Numan Kıraç’ın öncülüğünde büyük verim artışları sağlamış, bu çalışmalar “Türk Mucizesi” olarak anılmıştı.
19-20 Ekim 2022 tarihlerinde Eskişehir’de düzenlenen “Kuru Tarım, Yeniden” başlıklı uluslararası sempozyum, bu birikimin yeniden değerlendirilmesi açısından önemli bir adım oldu. Etkinlikte, kuru tarımın yalnızca teknik değil, aynı zamanda sosyal, kültürel ve etik bir mesele olduğu vurgulandı.
Türkiye’nin Yüzde 40’ı Yarı-Kurak
Türkiye yüzölçümünün yaklaşık yüzde 40’ı yarı-kurak bölgelerden oluşuyor. Özellikle Orta Anadolu, Güneydoğu ve Batı Geçit bölgeleri bu sınıfa giriyor. Bu alanlar, iklim koşulları nedeniyle sulama yapılmadan, yani kuru tarımla üretim yapılması gereken bölgeler.
Ancak yıllar içinde bu potansiyel yeterince değerlendirilmedi. Baklagil üretimi başta olmak üzere kuru tarım uygulamaları 1980’li yıllarda önemli kazanımlar elde etse de, sonrasında birçok nedenden dolayı sürdürülemedi. Türkiye bugün net baklagil ithalatçısı konumuna geldi.
Su Kullanımı ve Etik Sorunlar
Türkiye’de mevcut su kaynaklarının yüzde 73’ü tarımda kullanılıyor. Ancak bu suyun büyük kısmı hâlâ verimsiz yöntemlerle tüketiliyor. En çok eleştirilen yöntemlerden biri, vahşi sulama olarak bilinen yüzey sulama. Bu, hem ciddi su kayıplarına hem de doğaya zarar veren sonuçlara yol açıyor.
Yapılan projeksiyonlara göre Türkiye, 2030 yılında “su sıkıntısı çeken ülke” kategorisine girecek. Bu nedenle, tarım politikalarının daha verimli, iklim dostu ve sürdürülebilir yöntemlere yönelmesi artık kaçınılmaz görünüyor.
Kuru Tarım: Sadece Alternatif Değil, Gereklilik
Kuru tarım, yalnızca bir seçenek değil; suyun yetersiz olduğu alanlarda üretimi sürdürebilmenin tek yolu. Aynı zamanda bu yöntem, aile çiftçiliğini koruma, kır yoksulluğuyla mücadele ve ekosistemi koruma açısından da büyük önem taşıyor.
Geçmişte Nadas Alanlarını Değerlendirme Projesi (NAD) gibi uygulamalarla nadas alanlarının etkin kullanımı sağlanmış, baklagil ve tahıl üretiminde önemli artışlar elde edilmişti. Ancak bu kazanımlar zamanla kaybedildi.
Tarımda Yeni Bir Anlayış Şart
Uzmanlara göre, tarıma yalnızca ekonomik ve teknik açıdan bakmak yeterli değil. Tarım aynı zamanda ekolojik, sosyal ve kültürel bir meseledir. Bilim ile etik değerlerin birlikte harmanlandığı yeni bir tarım anlayışına ihtiyaç var.
Kuru tarımın yeniden gündeme alınması, iklim değişikliğiyle mücadele ve gıda güvenliği açısından bir zorunluluk olarak görülüyor. Üstelik Türkiye, bu konuda hem tarihi mirasa hem de teknik bilgiye sahip.
Mustafa Kemal Atatürk’ün vizyonuyla kurulan Gazi Orman Çiftliği ve Ali Numan Kıraç’ın öncülüğündeki kuru tarım araştırmaları, bugün yaşanan kuraklık ve su krizine karşı yol gösterici olabilir.
Kuraklık ve su sıkıntısı artık tarımda yeni bir dönemi başlatıyor. Kuru tarım bu dönemin merkezinde yer alacak gibi görünüyor. Türkiye, bu alandaki tarihi birikimini ve deneyimini yeniden değerlendirerek, geleceğin tarımına yön vermek zorunda.
Kaynak: Ekonomim